15 Yılda 80 Kadın ve Travesti’ye Gözaltında Tecavüz Etti’ği İddia Edildi!

15 Yılda 80 Kadın ve Travesti’ye Gözaltında Tecavüz Etti’ği İddia Edildi!

DEVLET kaynaklı cinsel işkence gören kadınlara, travesti ve transeksüellere hukuki destek veren Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu, hazırladığı raporda 15 yılda 80 kişinin gözaltında tecavüze uğradığını iddia etti.

Eren Keskin ve Leman Yurtsever, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla hazırlanan raporda 1997-2012 yılları arası veriler yer aldı. Büroya yapılan toplam 347 başvurunun 344’ünün Türkiye’den, 3’ünün ise Almanya’dan olduğu ifade edildi.

267 cinsel taciz

Bu kişilerden 80’inin tecavüze, 267’sinin de cinsel tacize uğradığı belirtilen raporda, “2 kadın tecavüze uğradıktan sonra canına kıydı, 1 kadın işkenceyle öldürüldü. 14 yaşındaki çocuk tecavüze uğrayınca akrabaları öldürdü. 1 kadın işkencenin uzun vadeli etkisi sonucu Aralık 1999’da öldü. 1 kadın işyerinde tecavüze maruz kaldı. Ailesi, ölüm kararı çıkardı” denildi. 21 kişinin kayıtsız gözaltında taciz ve tecavüze uğradığı, 10 kişinin 3.5-10 yaşlarındaki çocuklarıyla işkenceye maruz kaldığı ifade edildi. 5 kişinin tecavüze uğradıktan sonra hamile kaldığı, 2 çocuğun aldırıldığı, 1 çocuğun ise ölü doğduğu kaydedildi.

80 kişiye gözaltında tecavüz iddiası

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/20079510.asp

Gay ve Lezbiyen Turizminde Patlama Yaşandı

Gay ve Lezbiyen Turizminde Patlama Yaşandı

ITB Berlin ‘in yayınladığı rapora göre fuardaki gay ve lezbiyen seyahatleri bölümü giderek büyüyor. Bu yıl Dertour ve Embratour fuardaki ‘gay pavillionu’na ilk kez katılacaklar ve LGTB (Lezbiyen, gay, biseksüel, transeksüel) konferansına paket tur satacaklar.

ITB Berlin’deki Gay – lezbiyen holü bu yıl oldukça popüler bir hale gelecek. ITB tarafından yayınlanan rapora göre bu yıl bir segmentle ilgili en yeni trend ve ürünleri tanıtmak için düzineden fazla fuar katılımcısı şirket yarışacak. Aynı zamanda Uuslararası Gay ve Lezbiyen Seyahat Birliği (IGLTA) segmente ayrılan holde temsil edilecek. Brezilya Turizm Bakanlığı da ITB Berlin’de  gay – lezbiyen holünde kendi standını açacak. Aynı zamanda Rewe’ye bağlı olan tur operatörü Dertour da kendi standını açıyor. Bunların dışında Yunanistan, Meksika, Portekiz ve Polonya da gay ve lezbiyen turizmine yönelik ilk standlarını bu yıl açıyorlar. ITB Berlin süresince segmentle ilgili bir panel ve çeşitli semi,nerler de düzenlenecek.

turizmguncel.com/haber/itb-berlinden-ilk-rapor-gay–lezbiyen-turizmi-patlama-yapti-h9674.html

Travesti Sevgilisinden Ayrılan Genç, İntihar Etmek İstedi

Travesti Sevgilisinden Ayrılan Genç, İntihar Etmek İstedi

İzmir’de travesti sevgilisi tarafından terk edildiği gerekçesiyle girdiği bunalım sonucu 6 katlı binaya çıkarak intihar etmek isteyen genç, sevgilisinin olay yerine gelerek ikna etmesinin ardından intihar etmekten vazgeçti.

İzmir’de travesti sevgilisi tarafından terk edildiği gerekçesiyle girdiği bunalım sonucu 6 katlı binaya çıkarak intihar etmek isteyen genç, sevgilisinin olay yerine gelerek ikna etmesinin ardından intihar etmekten vazgeçti.

Olay, Alsancak semti Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde akşam saatlerinde meydana geldi. İddialara göre, bir barda garson olarak çalışan Atilla K. (19), yaklaşık 2 yıldır gönül ilişkisi yaşadığı travesti Elif B. (31) tarafından terk edilince, 6 katlı bir apartmanın çatı katına çıkarak intihar etmek istedi. Çevredeki vatandaşlar tarafından ekiplere bildirilen ihbar doğrultusunda olay yerine sağlık ekipleri ve itfaiye ekipleri intikal ederek, olası bir olumsuz duruma karşı önlem aldı. Yanına kimsenin

yaklaşmasına izin vermeyen genç sık sık; ‘Travesti, Sevgilimi getirin bana’ diye kendisini merakla izleyen vatandaşlara ve olaya müdahale etmek isteyen ekiplere seslendi. Ekiplerin yaklaşık 45 dakika süren ikna çabalarının sonuç vermemesinin ardından olay yerine gelen Elif B.’nin, “Söz veriyorum, in aşağıya barışacağız” diye haykırması gencin intihar girişimini engelledi.

Gözaltına alınan Atilla K. ve sevgilisi Elif B. ifadeleri alınmak üzere emniyete götürüldü. – İZMİR

Transeksüel Öykü, Travesti Arkadaşını Ölümle Tehditten Beraat Etti

Transeksüel Öykü, Travesti Arkadaşını Ölümle Tehditten Beraat Etti

Bursa’da bankadan çektiği kredi ile ameliyat olup cinsiyet değiştiren ve daha sonra Mehmet Özen ile evlenen transseksüel Öykü Evren Özen (40), eşiyle ilişkisi olduğunu düşüntüğü ‘Begüm’ takma adlı travesti arkadaşı Ali Nizam Korkmaz’ı ölümle…

Bursa’da bankadan çektiği kredi ile ameliyat olup cinsiyet değiştiren ve daha sonra Mehmet Özen ile evlenen transseksüel Öykü Evren Özen (40), eşiyle ilişkisi olduğunu düşüntüğü ‘Begüm’ takma adlı travesti arkadaşı Ali Nizam Korkmaz’ı ölümle tehdit ettiği iddiasıyla yargılandığı davada beraat etti. Bursa’da, ‘Gökkuşağı’ adını verdiği Travestileri Transseksüelleri Gayleri ve Lezbiyenleri Koruma Yardımlaşma ve Kültürel Etkinlikleri Geliştirme Derneği’nin Başkanlığını yapan Öykü Evren Özen, 2006 yılının kasım ayında, annesinden aldığı para yetmeyince bankadan kredi çekerek 15 bin TL’ye Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde ameliyatla kadın oldu. ‘Ömer’ olan adını ‘Öykü’ olarak değiştiren Özen, pembe nüfus cüzdanına kavuştu. Öykü Evren Özen ameliyat sonrası 7 Temmuz 2007 tarihinde, 12 yıllık sevgisi Mehmet Özen ile travesti arkadaşlarının katıldığı düğünle evlendi.

TRAVESTİYİ ‘ÖLÜMLE TEHDİT’ İDDİASI

Kocasını kıskançlığı ile tanınan ve bu nedenle bir kez intihara kalkışan Öykü Evren Özen, bir süre önce eşinin kendisini, ‘Begüm’ takma adlı travesti Ali Nizam Korkmaz ile aldattığını öğrenince çılgına döndü. İddiaya göre evine gittiği Korkmaz’dan, Bursa’yı terk etmesini isteyen Özen, bunda başarılı olamayınca Korkmaz’ı bu kez “Bana haftada 500 TL olmak şartıyla 5 bin TL vereceksin. Sonra da Bursa’yı terk edeceksin” diyerek ölümle tehdit etti.

HAKİM KARŞISINA ÇIKTI

Hakkında benzer suçtan bir çok dava açılan Öykü Evren Özen’den korkan Ali Nizam Korkmaz, Bursa Cumhuriyet Savcılığı’na giderek suç duyurusunda bulundu.

Savcılık soruşturması sonunda, hakkında Bursa 3′üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde, ‘Nitelikli yağmaya teşebbüs’ suçundan 12 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan tutuksuz sanık Öykü Özen, bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada üzerine atılan suçlamaları kabul etmeyen Özen, “Begüm’ü 2 yıldır tanırım. 6 aydır da konuşmuyoruz. Kesinlikle kendisinin evine gitmedim. Beraatime karar verilmesini istiyorum” dedi.

‘PARA İSTEYİP TEHDİT ETTİ’

Duruşmaya müşteki olarak katılan travesti Koırkam ise, Öykü Evren Özen ile son 6 aydır konuşmadıklarını doğrulayarak şöyle dedi:

“Öykü, eşiyle ilişkim olduğunu öne sürerek benden nefret duymaya başladı. Benden Bursa’yı terk etmemi istiyordu. Olay günü evime bir kez daha gelip bu kez, ‘Sadece Bursa’yı terk etmeyeceksin. Bana 5 bin TL para vereceksin. Bu parayı haftada 500′er TL olarak ödeyebilirsin. Sonra da bu şehirden gideceksin’ dedi. Çok korktum. Başıma bir olay gelirse bunun tek sorumlusu kendisidir.”

Mahkeme heyeti, Öykü Evren Özen’in delil yetersizliğinden beraatine karar verdi. – Bursa / Osmangaz

Pakistan, Travesti Vergi Memurları Kullanıyor

Pakistan, Travesti Vergi Memurları Kullanıyor

Pakistan vergi kaçakçılığıyla mücadeleyi yeni bir boyuta taşıdı. Ülkenin en kalabalık şehri Karaçi’de travestilerden oluşan bir ekip vergi borçlularını ödeme yapmaya zorlamak üzere iş yerlerine ve evlere gidiyor. Borçluları utandırarak vergi borçlarını ödemelerini sağlıyorlar.

Yetkikiler, muhafazakar Müslüman Pakistan toplumunda taktiğin epey işe yaradığını söylüyor. Pakistan’da vergi kaçakçılığı büyük bir sorun ve amaç vergi vermeyen mükellefleri utandırmak. Vergi müfettişi Sacid Hüseyin Bhatti, “Travestilerin kapılarına dayanmaları insanları çok utandırıyor” diyor.

10 yaşındayken kadın olarak yaşamaya karar vermiş olan, travesti vergi tahsildarı ekibin başı Riffee bir iş bulduğu için mutlu, ama derdi daha çok daha büyük. Riffee, çok fazla önyargıyla karşılaştığını anlatıyor: “Toplumu eğitmeye çalışıyoruz ve onlara onlar gibi olduğumuzu göstermeye çalışıyoruz. Eğer aileniz sizi anlamıyorsa ya da saygı duymuyorsa, diğer insanlardan nasıl bunu bekleyebilirsiniz ki?” diyor.

CNN, travesti vergi tahsildarlarını, işlerini yaparken takip etti. İlk borçlu bir hata olduğunu ve ödeme yaptığını öne sürerken, ikincisi daha uysal çıkıyor. Ekip, 24 saat sonra tekrar gelip dükkanda dans etme tehdidi savurunca, vergi borcunu tahsil ediyorlar.

Lubunya Seks İşçiliğini Tartışacak

Lubunya Seks İşçiliğini Tartışacak

Boğaziçi Üniversitesi LGBTT (lezbiyen, gey, biseksüel, transeksüel, travesti) Topluluğu Lubunya, “Seks İşçiliği” konulu bir söyleşi düzenliyor.

3 Mart Uluslararası Seks İşçileri Hakları Günü vesilesiyle düzenlenen panelde, seks işçilerine dönük artan hak ihlalleri ve seks işçilerinin politik mücadelesini tartışılacak.

1 Mart Perşembe saat 17.30‘da Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü‘ndeki Özger Arnas Salonu’nda gerçekleşecek söyleşi, Hala Tanığız Platformundan Begüm Baki’nin Pınar Selek’in Ülker Sokak olaylarını konu edinen “Maskeler, Süvariler ve Gacılar” kitabının aktarımı ve trans örgütlenmesi üzerine sunumu ile başlayacak.

Ardından Kadın Kapısı’ndan Şevval Kılıç’ın Türkiye’de ve dünyada seks işçiliği mücadelesi başlıklı bir konuşma yapacak. İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği’nden Ebru Kırancı ise güncel hak ihlalleri, şiddet pratikleri içerikli konuşmasıyla katılacak. (ÇT)

Şalom Gazetesi : Tarihi Semtlerimizdeki Yok Oluşa Dur Diyelim

Şalom Gazetesi : Tarihi Semtlerimizdeki Yok Oluşa Dur Diyelim

Taksim Meydanı’ndayım. Yetkililer “Muhteşem Taksim” projesini hızla fırına koya dursunlar, iki travesti Tarlabaşı’na inen yokuşun başında makyajını temizliyor. Başını cama yaslamış taksiciyi, ışıklarda bekleyen hamile evsiz kadını, karşı kaldırımda travestilere heyecanla bakan otelinden yeni çıkmış Libyalı turistleri izleyerek…

Güneşli bir Pazar sabahında sizlerle İstanbul’un kalbi Taksim’den yola çıkarak, zaman tünelini geçip tarih yapraklarında kaybolan Haliç Yahudilerini hatırlayacağız. Sabahın erken saatlerinde Taksim Meydanı’ndayım. Yetkililer “Muhteşem Taksim” projesini hızla fırına koya dursunlar, iki travesti Tarlabaşı’na inen yokuşun başında makyajını temizliyor. Başını cama yaslamış taksiciyi, ışıklarda bekleyen hamile evsiz kadını, karşı kaldırımda travestilere heyecanla bakan otelinden yeni çıkmış Libyalı turistleri izleyerek ülkemizin en büyük tiyatro sahnesinden yavaş yavaş çıkıyorum.

Birazdan gazete haberlerinde okuyacağım bu insanları sahnede bırakarak Haliç’e doğru yol alıyorum. Yol boyunca rehabilitasyon projesi çerçevesinde bina yüzleri kapatılmış eski Tarlabaşı’yı izliyorum. Bundan 50 yıl evvel Rum dolu olan bu semtten bir gecede kendi parçamızı çıkarttık ve burayı bu hale biz getirdik. Cumbalı evinde her sabah çiçeklerini sulayan Madam Katina, yoğurtçu sokaktan geçerken evinde yemek pişiren Madam Marika, sokakta beraberce koşturan Rum ve Ermeni çocukları bir gecede tehdit ilan edilip ülkelerinden ve Tarlabaşı’ndan kaçırıldılar. Arsalar, evler müteahhit olduğunu zanneden yağmacılarca kimi zaman Amerika’ya kadar gidip sahibinden tapusunu alarak peşkeş çekildi. Yerine, günümüzün Tarlabaşı’sında yere tüküren, otobüsüyle kadınlara laf atan et avcılarını miras olarak bıraktık. Sabah sabah sinirlenerek “Kimsenin de aklına burada yaşamış olan Rumları davet ederek, hatta düzenleme öncesi onları dinleyerek tekrardan Tarlabaşı’yı yaratmak fikri gelmiyor mu?”diyorum içimden. Yeni Taksim’de, yeni Tarlabaşı veya Balat’ta sadece kendimizi düşünerek yenilediğimiz binalarla nasıl bir kültür mozaiği yaratacağız? Yoksa asıl amaç artan turizm potansiyeli ile her gün bir binayı daha otel yapıp birilerinin kesesini daha da mı zenginleştirmek? Eski İstanbul hanımefendileri, beyefendilerine yabancı muamelesi yaptığımız bir dönemde onlardan kalan izleri de tek tek siliyoruz.

Kasımpaşa, mezarlıklar, Aynalıkavak Kasrı derken nihayet Hasköy’e varıyorum.  Geçen pazartesi akşamı İhtiyarlara Yardım Derneği’ndeki devir-teslim törenine gelirken, yola daha dikkatli bakmaya çalışmıştım. Derneğe varmadan son yokuşta bir futbol sahası akşam maç yapan gençler, çoğu buraya sonradan gelen ailelerin yaşadığı kapkaranlık sokaklardaki evlerden sonra tüm ihtişamı ile eski Alliance Okulu beni karşılamıştı. O gün içimden “Acaba burada yaşayan halk Maalem Sinagogu ve İhtiyarlara Yardım Derneği hakkında ne kadar bilgiye sahip?” demiştim. Her sene düzenlenen geleneksel iftar yemeklerinin ilk seneler olduğu gibi bu sene de İhtiyarlara Yardım Derneği’nde yapılıp, Maallem Sinagogu’nun da belediye ile birlikte düzenlenecek bir projeyle Hasköy halkına tanıtılmasında bana kalırsa büyük yarar var. Hasköy ve Balat Yahudilerini tanımak, Türkiye topraklarında yaşayan Yahudi nüfusu anlamak için büyük önem taşımaktadır. Nitekim bölge halkı bu binaların neden var olduğunu öğrenince buraları da kendi kültürel parçaları olarak görüp daha da sahiplenebilir. Bir zamanlar yörenin otuz bine yaklaşan Yahudi nüfusunun önemli bir mirası Maalem Sinagogu’nun kelime anlamının “Mahallesinden gurur duyan Yahudileri” simgelediğine dair bile iddialar vardır. Tıpkı Balat Ahrida’daki gibi gemi pruvasını anımsatan “teva” bölümü, güneş motifli muhteşem kubbesi, kubbedeki manzara resimleri ile keçeci Piri Mahallesi’ndeki Maalem Sinagogu ıssız bir mahallenin ortasında yaşayan bir kültür mozaiğini temsil eder. Bu sinagogdan bahsederken çoğu şimdinin İhtiyarlar Yurdu olan  dönemin Musevi Okulu’nda okumuş Moiz Tastasa, Robert Elmas, Moris Behar, Aron Behar, Niso Papu ve Alber Eskenazi’ye de Maalem Sinagogu’nu halen dimdik ayakta tuttukları için teşekkür etmek gerekir.

Bizans Dönemi’nden beri Yahudilerin yerleşim yeri olan Hasköy ve civarı, Osmanlı döneminde önce İkinci Mehmed ardından da Eminönü Yeni Camii inşaatı sırasında yerlerinden olan Eminönü Yahudilerinin gelmesiyle bir dönem 11 Yahudi Mahallesi’nde 12 sinagogu olan büyük bir cemaatti. Bugün halen beşi Sefarad biri Karaylara ait olan sinagoglarından sadece Karay ve Maalem Sinagogları ve de İhtiyarlara Yardım Derneği’nin içindeki ibadethane duaya açıktır. Abudara ve Mayor sinagogları ise halen atölye konumundadır. Hasköy’ün sokaklarını geçip sahile indiğimde ise şimdiye kadar hep Osmanlı dönemi yapısı zannettiğim bir bina beni karşıladı. Sahilden baktığınızda Or Ahayim Hastanesi’nin tam karşı kıyısına inşa edilmiş bu yapının inşa tarihi bilinmemekle beraber 19. yüzyıl yapısı olduğu tahmin ediliyor. Bir dönem yapının altındaki tünelle Hasköy’ün içine bağlanıldığı rivayet edilen Esgher Sinagogu olan yapı 1948 yılında Suphi isimli bir beye devredilir. Bölgede gittikçe sayısı azalan cemaat ve artan tamirhane ve atölyeler ile bu bina da önce dökümhane sonra da zift deposu olur. 1960’lı yıllara gelindiğinde iyice yıkık bir hal alan yapıya dönemin muhtarı sahip çıkar ve sirke deposu, çanak çömlek atölyesi olarak da kullanılır. Bina 1983 yılında kalan dört duvarını “Mavi Haliç yenileme projesi” kapsamında yıkılacakken Anıtlar Yüksek Kurulu kararı ile yıkımına son anda vazgeçilir. 1983-2001 yılları arasında tinercilerin barındığı kimi zaman çöplerin döküldüğü bu mekân şimdilerde ise büyük bir restorasyondan geçerek kafe olarak hizmet veriyor. Mekânın restorasyonu esnasında 53 kamyon moloz çıktığını ve eskinin korunduğunu aktaran mekânın şu anki işletmecisi ise hem Osmanlı’ya olan ilgisi hem de kızının adı olarak mekâna “Safiye Sultan Kafe” adını verdiğini belirtiyor. Bu kafeye yaptığım ziyarette mekanın işletmecisi beyden cemaatin restorasyon sonrası kendilerine teşekkür ettiğini ancak mekanın asıl tarihi ile ilgili yapılacak çalışmalara ve tarihsel her türlü pano, levha ve görsele de açık olduklarını belirtti. Mekân özellikle Pazar günleri nargile kahvesi olarak bölge halkına hizmet verse de gelenlerin büyük çoğunluğu burayı halen Osmanlı döneminin bir hizmet yapısı olduğunu zannetmektedir.

Haliç kıyılarında yaptığım gezide tüm ihtişamı ile beni karşılayan eski Lengerhane binası Rahmi Koç Müzesi, eski Hasköy tersanesi ve biraz ilerdeki Miniatürk yaşayan Hasköy ve Haliç’in bugünkü durumunu daha da özetliyor. Miniatürk’teki mehter konseri sonrası bindiğim otobüste geziyi noktalıyorum. Yakın zamana kadar kendi halinde yaşayan bu bölge de yapılan yeni oteller ile yakında daha da çok turist çekeceğe benziyor. Ne yazık ki bu çekim merkezi olma özelliği birkaç örnek yapı dışında Sütlüce Kokoreççileri’nin bile modern yaşama uyup kendini değiştirmeye çalışmasını engelleyemiyor. Keşke Hasköy’deki onlarca sinagog, kilise de bölgenin tarihi yapısına uygun düzenlenip daha sağlıklı bir gelişme sağlasak diyorum içimden. Hasköy’ün mezarlıkları, sinagogları kendi haline terk edilmiş rehabilite edilmeyi bekleye dursun İstanbul’un kan kaybı her geçen gün azalan gerçek İstanbullular ile devam ediyor. İstanbulluları da tanımak için müze gezmek zorunda kalmayacağımız, kozmopolit yapısını korumayı başarmış bir İstanbul dileklerimle…

 

 

Tarihi Semtlerimizdeki Yok Oluşa Dur Diyelim-5 Haliç’in unutulan Yahudileri: Hasköy ve Balat

www.salom.com.tr/news/detail/23029-Tarihi-Semtlerimizdeki-Yok-Olusa-Dur-Diyelim-5-Halicin-unutulan-Yahudileri-Haskoy.aspx

2. Cumhuriyet’te Eşcinsellerin Yeri Ne Olacak?

2. Cumhuriyet’te Eşcinsellerin Yeri Ne Olacak?

Aliye Kavaf’ın LGBT görünürlüğünün ivme kazanmasına yol açmak haricinde kayda değer bir sonuç vermeyen “hastalık” çıkışının, AKP’nin bu başlıkta elini güçlendirmediğini düşünüyorum. Hatta Kavaf’ın yeniden aday gösterilmemesini buna da bağlamak bence mümkün.

12 Eylül 2010 referandumu ile zaferini ilan eden AKP’nin sıradan bir burjuva hükümeti olmadığı, rejim değiştirmenin rutin bir hükümet icraatı olarak görülemeyeceğini tespit edenlerin karşısına “AKP’ye değil sisteme karşı çıkmalıyız” teziyle dikilenlerin, AKP’nin bazı yönlerden “sistem dışı” olduğuna inanmak istemelerini anlayışla karşılamayı imkânsız kılacak günlerden geçiyoruz.

Sınıf hareketinin organik parçaları olmayan, bununla birlikte toplumsal muhalefetin dinamik unsurlarını oluşturan Alevi ve Kürt hareketlerini etkisizleştirmek için, söz konusu kesimleri “kendi suretinde” yeniden yaratmayı deneyen, ancak Alevi ve Kürt kimliklerini din potasında eritme konusunda umduğu başarıyı yakalayamayan AKP, 12 Haziran’da elde ettiği %50 oy oranıyla rahatlamış görünüyor. İktidar için rahatlamak, toplumun gerilmesidir. AKP’nin Alevi ve Kürt meselelerinde başvurduğu “ger-gevşet” yöntemini “gergin tutma” ile yer değiştirmiş durumda. Alevilere sövülmeyen, Kürtlere kelepçe vurulmayan tek bir gün geçmez iken insan merak etmeden edemiyor: 2. Cumhuriyet’te LGBT’lerin yeri ne olacak?

Aliye Kavaf’ın LGBT görünürlüğünün ivme kazanmasına yol açmak haricinde kayda değer bir sonuç vermeyen “hastalık” çıkışının, AKP’nin bu başlıkta elini güçlendirmediğini düşünüyorum. Hatta Kavaf’ın yeniden aday gösterilmemesini buna da bağlamak bence mümkün. İktidar için Alevi ve Kürt hareketlerini püskürtmek temel strateji iken, sıra LGBT (Lezbiyen Gey Biseksüel Trans) hareketine geldiğinde amaç hareketin hiçbir zaman bu kadar baş ağrıtacak ölçeğe ulaşamamasını sağlamaktır. Kavaf’ın densizliği AKP’nin başını ağrıtmıştır.

Esad rejimi ve Cemevi tartışmaları üzerinden Alevilere, ardı arkası kesilmeyen KCK operasyonlarıyla Kürtlere yapılan saldırının amacı bu kimliklerin görünürlüğünü budamak değil, söz konusu kesimlerin toplumsal muhalefet içerisinde tuttukları alanı daraltmaktır. Bu saatten sonra mumsöndü ve kart kurt hikâyelerinin hiç bir işlevi yoktur. “Kavaf taktiğinin” ters teptiğini söylemiştim. Son iki yıldır gerçekleşen Onur Yürüyüşlerinde kadraja sığmayan kalabalıkları bir araya getirmeyi başaran LGBT hareketini bekleyen saldırı şu aşamada püskürtülme değil, olsa olsa marjinalleştirilme olabilir.

LGBT görünürlüğünün önünü kesmek için ise iktidar geç kalmış sayılmaz. AKP bir yerde bunu başarmak zorundadır. Kâh çalıştay düzenleyerek, kâh açılım yaparak kendi Alevi ve Kürt “cemaatini” yaratmayı deneyen iktidar partisinin, siyasal islamla barışık bir LGBT toplumu yaratması değilse bile, yaratması durumunda bu toplama temsil ehliyeti atfetmesi mümkün değildir. Bilmem hatırlatmama gerek var mı, İslamcılara göre eşcinsellik günahtır!

AKP’nin kendi suretinde yeniden şekillendirmeye girişemeyeceği, etkisinin yükselmesine kayıtsız kalamayacağı, öbür yandan ikinci bir Kavaf vakasından çekindiği için şimdilik doğrudan hedef almayı tercih etmediği LGBT hareketi, 2. Cumhuriyet’in baş belalarından biri olmaya adaydır.

Burada bir parantez açmam gerekiyor. Büyük bölümü seks işçiliğine itilen transları ve dayanışma örgütlerini hedef alan polis şiddetinin, tam da “kendiliğinden görünür” olan bir kimliği hedef alması tesadüf olamaz. Tıpkı kadın olmak gibi, trans olmak da kendiliğinden görünürdür, tesettüre girmedikçe “açık hedef” olmaya müsaittir. Dolayısıyla trans görünürlüğünün önüne geçmek için düzenin saldırmaktan, trans hareketini püskürtmekten başka seçeneği yok. Transların LGBT toplumu içindeki bu özgün yerini her daim akılda tutmayı önererek parantezi kapatıyorum.

Gizlisin sen gizli kal

Kaldığım yerden devam edersem, geriye LGBT bireyleri “gizli kalmaya” teşvik etmek kalıyor. Kimsenin alnında Alevi veya Kürt yazmadığı malum, söz konusu kesimler kitlesel ve kararlı hak mücadeleleri sayesinde kendilerini görünür kılmayı başarmış, bu kimlikleriyle kabul ettirmişleridir. LGBT görünürlüğünün böylesi bir düzeye ulaşmasının önünü kesmek, AKP’nin ilk aşamadaki stratejisini oluşturacaktır.

AKP’nin parolası belli: “Gizli olanları muhafazakârlaştır, açık LGBT’leri marjinalleştir”. LGBT bireylerinin islamizasyonundan söz etmek, kesinlikle iktidarın kendi güdümüne girmiş bir LGBT hareketi yaratmayı hedeflediğini söylemek anlamına gelmiyor. İslamizasyonla murat edilen zaten LGBT’lerin atomize olmuş bireyler olarak kalmalarını sağlamak, hak talepleri üzerinden siyasallaşmalarının önüne geçmektir. Nihayetinde siyasal pratikler, bir harekete evirilmek, sokağa çıkmak vs. görünür olmaya giden yolu döşeyen taşlardır.

İktidar açılmamayı, gizli kalmayı nasıl özendirebilir? Heteroseksüelliğin doğal, hayatın akışına uygun bir durum olarak resmedilmesi, neslini devam ettirmenin kutsanması, aile kurmanın huzura giden yolda geçilmesi zorunlu olan bir safha olarak gösterilmesi vs. kısaca zorunlu heteroseksizm ve aile ideolojisi sayesinde bu büyük ölçüde başarılabilir. Evli eşcinsellerin sayısındaki artışın burjuva ailesinin krizini derinleştirmesi ise kaçınılmaz.

Heteroseksüel ve dindar bir hayat sürmeyi reddeden LGBT’leri ise marjinalleştirilme saldırısı bekliyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fadime Şahin “milli ve manevi değerlere” ters düşmekte ısrarcı olmamaları yönünde LGBT’leri uyarıyor: Aile korumaya öncelik veririz, bu arada eşcinsellerin yaşam hakkını da koruruz. [1]

Mücadelesinin merkezine eşit yurttaşlık haklarını elde etmeyi koyan LGBT hareketine ölüm gösterilmekte, yaşam hakkının dokunulmazlığı ile yetinmeleri salık verilmektedir. Heteroseksüel aile değerleri ile LGBT’lerin yaşam hakkının takas edilebilir durumlar olarak gösterilmesi, gizli bir şantajdır. Dört duvar arasına hapsedilmek, kamusal alandan dışlanmak istenen LGBT görünürlüğünün bu sayede marjinalleşmesi hedeflenmektedir.

Son yıllarda ivme kazanan LGBT hareketi kendisine yöneltilen şantajı kabul etmez, daha geniş hakları için mücadele etmeyi sürdürür ve görünürlüğünü arttırma girişimlerine devam ederse, AKP’nin stratejisinde ikinci aşamaya geçmesi, hareketi püskürtmeye ve sindirmeye yönelik araçları gündeme alması kaçınılmaz olacaktır. 2011 Onur Yürüyüşüne katılanlar Şişli’de sıkılan gazdan etkilenmişlerdi. Gazın adresi bu sefer yürüyüş güzergâhı olabilir.

Yazdıklarım felaket tellallığı olarak görülmemeli. LGBT hareketinin son yıllarda elde ettiği mevzileri koruyabilmek için, hiç de savunmacı bir karakter taşımak zorunda olmayan, ancak son derece uyanık ve ilkeli bir mücadele hattı oluşturması gerekiyor. Hareketin orta sınıf ağırlıklı gevşek yapısını daha sosyalizan unsurla konsolide etmek ertelenemez bir görevdir.

Tunca Özlen
twitter.com/T_unca

[1] Hürriyet Pazar, 28 Ağustos 2011, Fadime Şahin ile röportaj.

2. Cumhuriyet’te LGBT’lerin Yeri Ne Olacak?

haber.sol.org.tr/serbest-kursu/2-cumhuriyette-lgbtlerin-yeri-ne-olacak-tunca-ozlen-haberi-51747

BBC Türkçe : Hindistan Eşcinsel Açıklamasını Yalanladı

BBC Türkçe : Hindistan Eşcinsel Açıklamasını Yalanladı

Hindistan İçişleri Bakanlığı, eşcinsel seksi suç olmaktan çıkaran yasayı geri çekecekleri yönündeki haberin bir yanlış anlama olduğunu söylüyor.

Hükümete bağlı hukukçulardan PP Malhotra, Anayasa Mahkemesi’ne eşcinselliğin “ahlak dışı ve doğaya aykırı” olduğu ve “HIV’i yaygınlaştırdığı” şeklinde görüş bildirmişti.
-
Fakat Malhotra’nın eşcinselliğin yasallaştırıldığı 2009 yılından öncesine giden eski bir bildiriyi okuduğu ve bunun hükümetin şu anki görüşünü yansıtmadığı vurgulandı.

2009 yılında aldığı karar ile Hindistan Anayasa Mahkemesi eşcinsel ilişkiyi “doğaya aykırılık suçu” sayan, sömürge döneminden kalma 148 yıllık yasayı değiştirmişti.

Hindistan’da bir çok kişi, hala eşcinsel ilişkiyi gayri meşru görüyor ama eşcinsellerin hakları için mücadele eden gruplar, uzun zamandır söz konusu yasanın insan haklarına aykırı olduğunu savunuyor.
Sömürge dönemi yasası

Hindistan’ın sömürge döneminden kalma ceza kanununun 377. maddesi eşcinsel seksi “doğanın yasalarını ihlal eden tensel ilişki” diye tarif ediyordu.

2009 yılı Temmuz ayında Hindistan Anayasa Mahkemesi sömürge döneminden kalma bu yasayı “ayrımcı” diye tanımlayıp karşılıklı rızası olan yetişkinler arasında eşcinsel ilişkinin suç kapsamına giremeyeceği kararına varmıştı.

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı öncesinde eşcinsel ilişki 10 yıl hapisle cezalandırılabiliyordu.

Eşcinsel hakları için mücadele eden gruplar sevinçle karşıladıkları bu kararın kendilerini baskı ve tacizden koruduğunu söylüyor.

Fakat Anayasa Mahkemesi’nin kararı eski sömürge dönemi yasasına dönülmesini isteyen siyasi, sosyal ve dini grupların tepkisine yol açıyor.

Geçen hafta Anayasa Mahkemesi rızası olan yetişkinler arasında eşcinsel ilişkinin suç olmaktan çıkarılmasının hukuka uygun olup olmadığı konusunda bir tartışma başlattı.

Hükümetin hukuk danışmanı Malhotra, ”yanlış anlaşılan” sözlerini bu tartışma çerçevesinde dile getirmişti.

 

Hindistan Eşcinsel Açıklamasını Yalanladı

www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2012/02/120223_india_gays_minister_rejection.shtml

Ocak Medyasında 357 Kez LGBT

Ocak Medyasında 357 Kez LGBT

Kaos GL, LGBT’lerle ilgili haberleri tarayarak hazırladığı medya raporunu yayınladı. Ocak 2012 raporunda 88 adet köşe yazısı, 135 adet haber, 60 kültür/sanat haberi ve 66 magazin haberi yer aldı.

Kaos GL, yaklaşık 4 yıldır düzenli olarak medyayı izliyor ve kaosgl.org web sitesinden kamuoyu ile paylaşıyor. Raporlar her yıl kitaplaştırılıyor. İşte 2012′nin ilk raporu:

* Ocak ayında içerisinde “gey, gay, lezbiyen, transeksüel, transseksüel, travesti, eşcinsel, biseksüel, ibne, sevici, queer, cinsel yönelim, cinsel tercih, cinsel kimlik” kelimelerinin geçtiği 357 adet haber tarandı.

* Haberlerin 29 adeti yerel gazete ve 20 tanesi dergide yer aldı.

* 157 tanesi “gey, gay, lezbiyen, transeksüel, transseksüel, travesti, eşcinsel, biseksüel, ibne, sevici, queer, cinsel yönelim, cinsel tercih, cinsel kimlik” kelimelerinin yer aldığı haberler, 200 tanesi ise LGBTT bireyleri ilgilendiren doğrudan eşcinsellik üzerine yazılmış haberlerdir.

* Ocak ayında 88 adet köşe yazısı, 135 adet haber, 60 kültür/sanat haberi, geri kalanını ise (66) magazin haberi yapılmıştır.

LGBT’lerle ilgili sekiz manşet

* Vakit gazetesine açılan dava örnek bir kazanımdır.

3. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma’nın ardından, 21 Mayıs 2008 tarihli Vakit gazetesi, “Üskül’ün tercihi sapıklardan yana!” başlıklı haber ve Serdar Arseven imzalı “Dönme’lere teminat veren bir ‘AK Partili!” başlıklı köşe yazısı ile buluşmayı düzenleyen Kaos GL Derneğiile buluşmanın açılışına katılan TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı ve AK Parti Milletvekili Prof. Dr. Zafer Üskül‘ü hedef almıştı.

Yargıtay Kaos GL Derneğinin Vakit gazetesine açtığı davayı haklı buldu. Basın özgürlüğünün kişilik haklarını ihlal özgürlüğü anlamına gelmediğine vurgu yapan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, gazetenin kullandığı “cinsel sapık” ve “dönme” ifadelerinin heteroseksüellik dışındaki cinsel yönelimleri olanlarla ilgili eleştiri sınırını aştığını ve hakaret içerdiğine dikkat çekti. Suçlu bulduğu yazar Serdar Arseven ile Vakit gazetenin tazminat ödemesine hükmetti.

Bu haber Radikal gazetesinin 9 Ocak tarihinde ana manşetinde “Gay ve Lezbiyene Sapık Diyemezsin” başlığıyla yer aldı. Bu dava örnek bir kazanımdır. Dava açılmadan önce 9 Haziran 2008 tarihinde “Vakit” gazetesinin nefret söylemi yapan ve hedef gösteren haberleri yine Kaos GL sitesinde duyurulmuştur.

Yeni Akit gazetesi 10-11-12 Mart Tarihinde “Sapıklığı Eleştiren Vakit’e Ceza”, “Yargıtay kararı garabet” “Yargıtay daha önce “sapık” hakaret saymamış” başlığıyla Yargıtay’ın mahkûmiyet kararını eleştirdi.” Lut kavmi sapkınlığı yüzünden helak olmuştu” ara başlığını kullanılarak”Kuran-ı Kerim’e rağmen” “İnsanın yaradılış tabiatına aykırı olan gey ve lezbiyenliğin, Kuran-ı Kerim’de açıkça eleştirilerek, bundan kaçınılması; aksi fiillerin uhrevi hayatta ağır müeyyidelerle (ceza/yaptırım/tedbir) karşılanacağını” tekrar etmiştir.

 

* Sivil Anayasa tartışmaları çevresinde Kaos GL, Pembe Hayat ve SPOD dernekleri Eşcinsel, Biseksüel, ve Trans Bireylerin Anayasal Haklarının güvenceye alınması için görüş ve önerilerini meclise iletti. Bu öneriler TBMM’nin sivil anayasa sitesinde yer aldı.

Medya da ise LGBT örgütlerin görüşleri oldukça yer buldu. Cumhuriyet, Star, Özgür Gündem, Zaman, Agos, Radikal, 24 Saat, Hürses, Milliyet, Sabah, Taraf, Akşam, Yeni Söz, Yeni Akit gazetelerinde 02-01-2012 ve 19-01-2012 tarihleri arasında “Mor Anayasa teklifi”, “Ötekiler Ötekilerin Anayasa’sını tartıştı”, “Üç yeni anayasa önerisi“, “Yeni anayasadan umutlu değiliz”, “Realite Tanınsın“, “Türkiye’nin Anayasa birikimi”, “Meclis, retçiler ve eşcinselleri dinleyecek“, “Eşcinseller, taleplerini Anayasa Uzlaşma Komisyonuna iletti”, “Kendimizi Gizlemezsek Asla İş Bulamıyoruz“, “Komisyon bu kez eşcinselleri dinledi”, “Eşcinseller Meclis’e taleplerini iletti”, “Eşcinseliz, anayasal hakkımızı isteriz”, “Eşcinseller anayasal güvence talep etti“, “Eşcinseller, taleplerini Anayasa Uzlaşma Komisyonuna iletti”, “Komisyon, sendika ve STK’ları dinledi“, “Eşcinseller, taleplerini komisyona iletti” başlıkları kullanıldı.

* Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından hazırlanan “Kadın ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Kanun Taslağı”nda Cinsel yönelim ve Cinsiyet Kimliği ibareleri yer almadı.

Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibarelerinin taslakta yer almaması LGBT örgütler tarafından tepkiyle karşılandı. Günlük gazetesinde 1 Ocak tarihinde SPOD derneğinin açıklaması “Devlet LGBT Bireyleri Şiddete Karşı Korumayacak” başlığıyla duyuruldu. Cumhuriyet gazetesinde 3 Ocak tarihinde TBMM’de onaylanan “İstanbul Sözleşmesi” örnek gösterilerek yasa taslağında bulunmayan Nikahsızların korunması ve Cinsel yönelim gibi konularda yasa taslağının çelişkili olduğunu “Şiddet çıkmazı” başlıklı haberinde hatırlattı.

HaberTürk gazetesi 3 Ocak tarihinde Sibel Hürtaş “Aile Koruma Yasası Bizi Kapsamıyor” başlıklı haberiyle LGBT örgütlerin tepkisini dile getirdi. Özgür Gündem gazetesi 8 Ocak tarihinde Pembe Hayat Derneğinin Fatma Şahin’e gönderdiği mektubu “LBGTT bireyleri görmezden geliniyor” başlığıyla duyurdu.

* Ocak ayında Ahmet Yıldız’ın hayatını konu edinen Zenne filmi hem Ulusal, yerel ve uluslararası basında yer aldı. Zenne filminin yönetmeni ve oyuncularla ay boyunca röportajlar yapıldı. Kültür ve sanat sayfalarında etkinlik duyurularında ve köşe yazarlarınca tavsiye edilen bir film oldu.

Ulusal gazete ve dergilerin dışında da gösterime girdiği illerde yerel basında yer aldı. Aşağıda gazetelerde ay boyunca atılan başlıklar var.

Kaç anne baba bu gerçekle yüzleşecek, merak içindeyiz” “Korkmadan Sevmek” “Doğru Söyleyeni” “Zenne Beyaz Perdede” “Gerçek bir aile dramı” “Zenne ‘ vicdanlar için dans edecek” “Sokakta Kıvırmaya Başladım” “Filmin sonunda ağladım” “Annelerimiz de İzlesin İstedik” “Eşcinseller Önce Hayatta Kalmalı” “Başkası olmak başkasına bakmak” “Hayatı Kolaçan edenlerin Öyküsü” “Ağlatan Gala” “Zenne İzleyenleri Ağlattı” “Zenne’nin cesareti” “Affedersiniz sahne sırası Zenne de” “Zenne Çok Hırçın Ama Ben Sakinim” “Zenne Cnn’De” “Cnn, Ağlatan Filmi Konuştu” “Zenne Vicdan Yaptı” “Zenne Ekibi Bursalılar la Bulustu” “Zenne’yi İzmir’de 2 Sinema İstedi” “Zenne ” Filminin Bodrum Galası Yapıldı” “Zenne Dünya Basınında” “Zenne ‘ Ye Dış Basından İlgi” “Yabancı Zenne Yi Beğendi”

Homofobi Karşıtı Buluşmanın Diyarbakır ayağında da gösterilen film Diyarbakır Özgür Haber gazetesinde Buluşma haberi ile birlikte yer aldı.

Yeni Akit gazetesi yazarı Fahrettin Dede 17 Ocakta “Eşcinsellerden Kültürel Atak” başlıklı yazısında Zenne Filmi için “Sapıkların filmi” ” sapıkların filmine 15 yaş torpili” “15 Temmuz 2008′de öldürülen üniversite öğrencisi Ahmet Yıldız’ın başından geçenler anlatılıyor. Ahmet, zennelik yapan Can ve fotoğrafçı Daniel’ın İstanbul’da kesişen hikayesinin anlatıldığı filmde yüksek dozda cinsellik ve sapık eğilimleri meşrulaştırma çabası güdülürken muhafazakârlığa da eleştiri getiriliyor” ifadelerini kullandı. Bunun üzerine M.Caner Alper ve Mehmet Binay ,yasal haklarını kullanacaklarını belirterek “Daha filmi izlemeden eşcinselliği ‘sapıklık’ olarak değerlendiren bir zihniyetle, yaşama ve kişi hakkına, ölçüsüzce saldırıda bulunabilmektedir. Ayrımcılık, nefret suçu, toplumsal dışlanma ve temel haklardan yoksun bırakılma gibi birçok konuda hak ihlali yaşayan kişilere karşı kamuoyunun bilinçlenmesini de amaçlayan “ZENNE” filmi, Yeni Akit gazetesi tarafından17 Ocak 2012, Salı günü yayımlanan Fahrettin Dede imzalı bir makalede “Sapıkların Filmi” olarak nitelendirildi. Yeni Akit gazetesinde “Eşcinsellerden Kültürel Atak” başlığıyla yayınlanan, filmin içinde yer almayan fotoğrafı ise “Filmden Bir Görüntü” bilgisiyle yayımlayan gazete; “ZENNE” filmini ve benzer kültürel çalışmaları, nefret söylemi ve suçlarını teşvik eder bir yaklaşımla, her anlamda hedef göstermektedir” açıklamada bulundular. Evrensel gazetesi 19 Ocak tarihinde “Yeni Akit Gazetesinden Zenne ‘ Ye Çirkin Saldırı” başlığıyla duyurdu. Akit gazetesi açıklama sonrasında “Akit eşcinsel Lobinin Hedefinde” başlığıyla haber yaptı.

 

* Lgbt Bireyler Behzat Ç’de Yer Aldı!

Behzat Ç. Dizisinin 48. bölümünde, trans nefret cinayetleri konusu işlendi. Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği üyeleri de rol aldı. Pembe Hayat Derneği’nin danışmanlığında hazırlanan bölüm LGBT hareketin televizyon alanında görünürlüğü açısından bir ilkti. Bölümde sadece nefret cinayetlerine değil, LGBT bireylerin gündelik hayatta karşılaştıkları ayrımcılıklara da yer verildi. Ankara’da Asayiş Büro’ya bağlı çalışan ve trans bireylere yönelik sistematik işkence ve kötü muameleyle gündeme gelen “Balyoz” ekibinin muamelelerine de geniş ölçüde yer verildi. LGBT örgütlerinin ‘Balyoz Ekibi’nin kötü muamelesini görünür kılma çalışmaları, üstü örtülü bir şekilde hep inkar edildi. Trans bireylerin yıllardır kendilerine yönelik işkence ve kötü muamelelerini dillendirdikleri ‘Balyoz Ekibi’ ilk kez Behzat Ç. dizisinde görünür oldu ve gündeme geldi. Daha sonra Pembe Hayat’tan Selay Balyoz Ekibi’nin Hoşdere Caddesi’nde Behzat Ç.’nin izini sürdüğünü açıkladı.Selay, kaosgl.org’a yaptığı açıklamada;”Balyoz Ekibi’ dün gece Hoşdere Caddesi’nde önümü kesti. Sonra ‘Sağa çekin ben yanınıza geliyorum’ dedim. Arabamı, arabalarının yanına çektim. Şakayla karışık bana tehditte bulundular. Behzat Ç.’ye Balyoz’dan kim bahsetti diye sordular. Ben de ‘İçinizde çürük elmalar yok mu?’ dedim. ‘Biz şimdiye kadar böyle bir şey mi yaptık’ diye sordular. Ben de isterseniz Ankara’daki bütün transların tanıklıklarını sizinle paylaşabilirim dedim. Trans kadınlara yaptığınız işkence ve kötü muameleyi ve transları nerelere attığınızı hepimiz biliyoruz dedim.” diye konuştu. “Balyoz ekibi Ağustos 2001′de kuruldu, yani 11 senedir var” diye ekledi. Daha sonra Birgün gazetesi Kaos GL’nin haberini alarak 26 Ocak tarihinde “BALYOZ Ç” başlığı ile ana manşetten verdi. Evrensel gazetesi “Behzat Ç’ye Balyozdan kim bahsetti” Radikal iseyine aynı başlıkla yer vermiştir.

* 68′in gençlik liderlerinden Deniz Gezmiş ile hukukları olduğunu söyleyen Bülent Ersoy’a Gezmiş’in kardeşinden ve Avukat Bozkurt Nuhoğlu’ndan homofobik ve transfobik tepki geldi

68′in gençlik liderlerinden Deniz Gezmiş ile hukukları olduğunu söyleyen Bülent Ersoy’a Gezmiş’in kardeşinden ve Avukat Bozkurt Nuhoğlu’ndan homofobik ve transfobik tepki geldi. Bülent Ersoy’un Gezmiş için“Çok kıymetli bir arkadaşımdı. Rahmetli çok severdi sesimi. Bir gün bana üç şişe Çamlıca gazozu aldı, ben de ona şarkılar söyledim. Ardından çok ağladım” sözleri nedeniyle Deniz’in arkadaşları onu cezalandırır” “Deniz, bu insanlardan nefret ederdi” gibi beyanlarda bulundu fakat daha sonra Pembe Hayat Derneğine bir mektup göndererek özür diledi. 5 Ocak tarihinde Radikal gazetesinde “Ersoy’a Devrimci Tehdit” 11 Ocak tarihinde Milliyet gazetesinde “Denizin Arkadaşı Özür diledi” Radikal gazetesinde “Bozkurt Nuhoğlu’ndan Ersoy’a Devrimci Özür” başlıklarıyla duyuruldu. 15 Ocak’da Radikal iki’de Murat Sevinç’in “Bülent Ersoy, Erkekler, Anayasa” başlıklı yazısı aynı tarihde Kaos GL web sitesinde yayınlandı. Kaos GL sitesi haberi “Denizi Tanıdığını Söyleyen Ersoy Nefret Söylemine Maruz Kaldı”başlığıyla 4 ocak tarihinde duyurdu.10 ocak tarihinde ise “Avukat Nuhoğlu, Bülent Ersoy ve Trans Bireylerden Özür Diledi” başlığıyla yer verdi.

Ay boyunca çeşitli haberler

* AB’nin 2011 İlerleme taslak raporunda TSK ‘de yer alan tanımın değiştirilmesi gerektiği yazıldı. “Eşcinsel tanımını değiştir“10 Ocak-Haber Türk “AB’nin 2011 Türkiye ilerleme taslak raporu” 12 Ocak-Önce Vatan gazetesinde yer aldı.

Dünya basınında yer alan Fransa’da tartışılan anayasa, Macaristan’ın Tartışmalı anayasasının kabulü, ve Birleşmiş milletlerin Güney Afrika ülkelerine yaptığı açıklama şu şekilde yer aldı. “AB’den attıracak anayasa devrede”(Macaristan)3 Ocak-Milliyet “Tartışmalı Anayasaya Onay”(Macaristan) 4 Ocak-Cumhuriyet. “Senatoda tasarı karşıtları artıyor”(Fransa) 14 ocak-Haber Türk “Sarkozy’nin eşcinsel açılımı açılmadan bitti“(Fransa)14 Ocak-Radikal “BM’den Afrika’ya  Eşcinsel Uyarısı” 30 Ocak Yurt Gazetesi

* Rick Martin’in evlilik haberini Radikal gazetesi “Rick Martin Muradına Eriyor” Şok gazetesi ise “Milyonları Yıkan Nikah” başlığıyla duyurdu. Yine Rick Martin in çocuklarıyla ilgili olarak “İşin yumurtası çıktı” haberini yaptı.

* Eşcinsel kadınlara yönelik homofobik, cinsiyetçi haberlerin başlıkları ise şu şekilde “Deminin lezbiyen aşkı-Haber Türk-6 Ocak” ” Demi Çok seksi Ama Yatmadık Haber Türk-7 Ocak” “5 YILDIZLI OTELDE LEZBO SADO MAZO Hürriyet-14 ocak” “Kıbrısta Sosyetik Alem! Şok-15 Ocak” “Bazıları şöhret ve paradan sapıttı-şok 15 Ocak”

* Başakşehir’deki evinde yaklaşık 3 ay önce bıçaklanarak öldürülen N.L. isimli trans kadının katil zanlısı yakalandı. Cinayeti itiraf eden zanlı eşcinsel ve trans cinayetlerinde sıklıkla karşılaşılan o cümleyi sarfetti, “Kendisiyle internet üzerinden tanıştık. Kendini bana kadın olarak tanıtmıştı. Evine gittiğimde travesti olduğunu öğrendim. Bu yüzden kendisiyle tartışıp öldürdüm” diyerek kendini savundu. Ne yazık ki birçok gazete sadece Katil zanlısının ifadesine dayanarak haber yaptı işte başlıklar; “Kan Donduran Savunma-Akşam” “Erkek çıkınca ÖLDÜRDÜ-Güneş” “Kadın diye gittim, travesti çıkınca öldürdüm-Haber Türk” “Kadın sandım travesti çıktı-Hürriyet “Kadın Zannediyordum Travesti Çıktı Öldürdüm-Posta” “Travestinin katil zanlısı yakalandı-Sözcü” “Elimi Attım erkek Çıkınca Öldürdüm-Şok” “Travesti olduğunu öğrenince vurdum-Taraf” “Travesti olduğunu öğrenince öldürdüm-Vatan” “Travesti olduğunu öğrenince öldürdüm-Büyükçekmece”

* İzmir’de gerçekleşen (13 ocak) bir nefret suçu da şu şekilde yer aldı. “Travestiye 14 Bıçak-İzmir hürriyeti” “Karabağlar’da travesti H kez bıçaklandı-Posta Ege”

* LGBT bireyleri kriminalize eden haber örneklerinin bazıları ise şu şekilde “Sinemaya fuhuş baskın-Sabah” “Sinema salonuna fuhuş baskını-Dokuz sütun” “Coni’den 6 saatte bir sapkınlık-Radikal” “Sanal fuhuşa baskın Haber Türk” “400 dolarlık reklamla erkek avı-Posta” “İnternet üzerinden fuhuşa şok baskın-Sabah” “Lezbiyen sevgiliyle intikam-Hürriyet”

LGBT ailelerinden oluşan LİSTAG grubunun hazırlayacağı belgesel; “Cesur yürekli aileler-Cumhuriyet-26 Ocak” “Ülkedeki önyargıları kırmanın vaktidir artık-Taraf-26 Ocak” “Çocuğumun nüfus kağıdı mavi ama kendi pembe -Pazar Milliyet-29 Ocak” (ÇT)